Bu sabah yine geç kaldım, uyanamadım, aslında uyandım da ayılamadım desem daha doğru olur sanırım.
Saate baktım daha vakit var dedim sıcacık kuzuma sarıldım,
saate baktım ,vakit gelmiş yine kuzuma sarıldım,
öyle güzel öyle sıcak öyle mis gibi kokuyor ki , işe gitmek istemiyorum diye çocuklar gibi ağlayasım geliyor.
Mecbur kalkıyorum, yüzükoyun poposu havada yatıyor:)) , yastığın daha da balon hale getirdiği yanaklar pespembe olmuş, ayaklar desen keten helva,
Özlemle akşam olmasını bekliyorum.
26 Şubat 2010 Cuma
24 Şubat 2010 Çarşamba
Babasının aslan oğlu
23 Şubat 2010 Salı
hobi-fobi
Tamamdır, banyo fobimizi aştık, iyi de şimdi de hobiye dönüştü bu iş. Önceden daha banyo hazırlanırken kaçıp giden ,ağlaya ağlaya banyo yapan pamuk helvam şimdi de küvetin içinden çıkmak nedir bilmiyor. Çığlık çığlığa çıkıyoruz ama ne çıkış, aynı bebekliğindeki gibi ses tamamen kesilip mosmor oluyor.
Sen misin banyoyu sevsin diye bütün oyuncakları küvetin içine dolduran, her türlü maskaralığı yapan, evet amacıma ulaştım ama istediğim çizgiden de saptık:))
Bu da elbet geçer bir gün diye teselli buluyorum.
Sen misin banyoyu sevsin diye bütün oyuncakları küvetin içine dolduran, her türlü maskaralığı yapan, evet amacıma ulaştım ama istediğim çizgiden de saptık:))
Bu da elbet geçer bir gün diye teselli buluyorum.
21 Şubat 2010 Pazar
17 Şubat 2010 Çarşamba
Olayı kendi lehine çevirme sanatı budur
Düştüğü için iki gözü iki çeşme ağlayan oğlumu kucağıma aldığım gibi gayri ihtiyari, doğruca mutfağa koşmuşum, ne bileyim ,biraz su içirir balkona çıkarır havalandırırım mantığı ile olsa gerek çünkü o an farkında değilim.
Mutfağa girer girmez ağlama tonu azalarak çikolatanın olduğu yeri işaret etti, bu Deniz beyin beni resmen kullanmaya başladığının kanıtıdır. Elbette hemen verdim ve ağlama komple kesildi.
Uyanık oğlum bu durumu dahi hemen kendi lehine çevirmiş ve annesinin ağzını iki karış açık bırakmıştır.
12 Şubat 2010 Cuma
Pamuk helvam..
2. azı dişlerimiz de nihayet çıktı, diş çıkarma sürecimiz hiç bitmediği için sürekli akan ağzımızın ıslattığı yakalıkları yenilemekten gına geldi, dişlikler de kesmiyor artık, etrafta ne bulursak hepsini bazen de beni dişlik olarak kullanabiliyor kuzum.
Bu aralar tam bir aşk yaşıyoruz oğlumla, yanaklarımı okşamalar, iki avucunun arasına alıp sevmeler ,sulu sulu öpmeye çalışmalar , aynı zamanda da şımarık gülümsemeler. Her akşam bu durumdayız, karşılıklı olarak da şikayetçi değiliz. Hele geceleri ona sarılarak uyumak gibisi yok:)) Pamuk helvam benim..
Bu sabah yine benimle beraber 07:00 de uyandı beyefendi, sabahın o saatinde nasıl sevimli nasıl tatlı , öpmeyi sarılmayı bırakıp hazırlanamıyorum bir türlü, eşşek sıpası annesinin işe gideceğini biliyor ve tüm şirinliğimi takınırsam belki gitmez diye umut ediyor ama başka çare yok.
11 Şubat 2010 Perşembe
Antalya gezisi resmen huyumuzu değiştirdi. Pek bir şımardık, hepsini de İpek ablamızdan öğrenmiş gibiyiz çünkü mimikler aynı. İstediği bir şeyi yaptırmak için ağlıyormuş gibi yapıp aynı anda da kendini gülmekten alamayan oğlum, sevindiğinde de bir şımarık gülme tutturdu gidiyor.
Diğer taraftan ablamız sanki biraz da gözümüzü açtı, daha bir cin oldu sıpa.
Nerede o sakin ,uysal Deniz.
Diğer taraftan ablamız sanki biraz da gözümüzü açtı, daha bir cin oldu sıpa.
Nerede o sakin ,uysal Deniz.
10 Şubat 2010 Çarşamba
9 Şubat 2010 Salı
Antalyadaydık..
hanım kız

Son zamanlarda kendimi o kadar yorgun hissediyordum ki, fazla düşünmeden aldım 2 bilet . Nilüfer'e de biz geliyoruz ama evden dışarı çıkmak yok , ben yatacağım ,bol bol uyuyacağım, sen de n'olurrr Deniz'e bak, tek isteğim bu.
Sağolsun teyzemiz beni dinlendirdi, hem bu hava değişimi ikimize de iyi geldi, babamızı da görmüş olduk.
Deniz oğlan bir şımardı ki, sormayın.
4 Şubat 2010 Perşembe
yaramaz dennis
Bakar mısınız salonumuzun haline, bu çocuk ne kadar uslu ne kadar efendi diyenlere duyurulur:))
Sessiz sakin yapacağını yine yapıyor, bu sırada hele bir engel olmaya kalkın, çığlıklarıyla da apartmanı ayağa kaldırıyor sıpa.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


