27 Aralık 2011 Salı

Dev akvaryum

Hafta içi çalışıp, hafta sonu kuzularla beraber nasıl bir aktivite yapsam diye düşünüp duran anneler! Floryadaki dev akvaryum tam da size göre. Zira ziyaretçilerin %70 i çocuklu ailelerden oluşuyor.


Bizim pıtırcıklar Aylin ve Deniz hiç sıkılmadan sonuna kadar tadını çıkardılar. Kah irkildiler, kah hayal dünyasında kendilerini kaptan olarak buldular:) Çocukların ufuklarını ve bilgi dağarcıklarını kesinlikle genişleten aynı zamanda da eğlendiren bir mekan olduğunu düşünüyorum.
Aah aaah, çok isterdim profesyonel bir makinam olaydı, akvaryum içindeki deniz canlılarını size daha net bir şekilde aktarayım. Çoğu karanlık ya da loş koridor ortamlarında cep telefonu ile ancak bu kadarını yapabildim.
Gerek canlılar gerekse onların sunuluş konsepti, ambians ve seyir sıralaması profesyonelce yapılmıştı. Tam 'ahhh bi çay iyi giderdi! dediğiniz anda hooop cafeterya karşınızda ya da 'bir oturup soluk alsaydık' dediğinizde hem dinlenme hem de seyir mekanları orada. Belli ki çok emek harcanmış ve değmiş doğrusu.
Deniz ve ben tekrar tekrar gidebiliriz!
Bu da gezimizin sonunda bizi uğurlayan yağmur ormanları.

26 Aralık 2011 Pazartesi

Kulağıma çok güzel geliyor

Bu aralar arabada Jehan Barbur dinliyorum, ( bir önceki cd si ama ara ara çıkarıp hiç

bıkmadan dinlerim) benim stresli iş temposu sonrası kafamı 

dağıtsın, 

arabama binen çocukları da sakinleştirip, uysallaştırsın diye, hatta mümkünse uyutsun 

da 

arkadaşlarla iki çift laf edelim:) 

Gerçekten işe yarıyor bu anlamda, tavsiye ederim.

Yalnız benimkine bu plan sökmedi. Bir gün baktım anne benim şarkımı aç diyor. 

Şaşırdım,

-hangisi senin şarkı?

-hani dünyaaaa, leylaaa var ya 

-çok mu sevdin sen bu şarkıyı?

-hıhıhı, anne bu kızın sesi kulağıma çok güzel geliyor!

Severim senin seçici müzik kulağını:))

Diğer şarkımız da Sıladan boş yere, insanın sevmediği ot başında biter ya, hiç 

hazetmem kendisinden ama mecbur kalıp bir gün cd sini alırsam da hiç şaşmam 

kendime! 

Bu arada şarkıların ikisi de ağır ve romantik şarkılar. 3 yaşında çocuksun sen değil mi, 

git 

insanın kanını kaynatan ritmik şarkılardan hoşlan , Kenan dinle, Tarkan dinle.

Yok anacım ağır ve romantik bir adam olacak, belli!

19 Aralık 2011 Pazartesi

Yeni yila girerken

Herkese mutlu yillar! 
Nese dolu, bol eglenceli , kahkahali zamanlar sizinle olsun!
Bol tatil dolu bir yıl da bizim olsun! Zira kanımız kaynamaya başladı bile, bir yerlere gitmeli, kaçmalı ama nasıl ve ne zaman. 
Üzüm üzüme baka baka kararırmış ya da körle yatan şaşı kalkarmış
Deniz beye 3 bilet lazımmış, biri Ordu, biri Antalya bir diğeri de Cunda için...
Kuzumun dilekleri bu kadar basit.
En kısa zamanda gerçekleşmesi dileği ile!

1 Aralık 2011 Perşembe

Özür dilerim anne!

Ardarda 2  akşam mesaiye kalmam Deniz'i sandığımdan fazla etkiledi.

Otomatik saat gibi kurulmuş olan eve gelme düzenim biraz şaşınca, kuzumun dengesi de şaştı.

İçeri girdiğimde önce tam 15 dk saklandığı yerden çıkmadı. Onu ne kadar özlediğimi söyledikçe inadına yüzünü 

 göstermeyerek beni kendince cezalandırdıktan sonra dayanamayarak kucağıma atladı. Göğsüme sokuldu, 

burnumu öptü, bebek gibi konuşmaya başladı. 

Halbuki onun için program yapmış, halası ve çok sevdiği Raifden, Denize bakmalarını rica etmiştim. Sandımki her

zamanki gibi eğlenceli bir akşam geçirir, yokluğumu hissetmez.

Yanılmışım. Yatmadan önce sarfettiği cümle yüreğimi o kadar burktu ki, nutkum tutuldu, ne diyeceğimi bilemedim.

-Senden daha çok para kazanmanı istediğim için özür dilerim anne:((

Oysa ki bir dönem her gördüğü oyuncağı  istediği zaman , onları alacak kadar param olmadığını söylemiştim , o 

kadar!

Bir kez daha anladım , biz ebeveynler için çok sıradan olan ifadeleri , çocuklar yeri geldiğinde öyle bir 

bağdaştırıyorlar ki!

Ne kadar dikkat etsek boş!!

25 Kasım 2011 Cuma

Anne, değil mi...

Giderek artan bir ivme ile enerji patlaması yaşayan Deniz, şu sıralar o kadar çok enerjimi sönümledi ki , Ayşegülden imdat çığlıkları eşliğinde yetişmesini istedim. Bu akşam gelecek inşallah:))
Haberi geçtiğimiz pazartesi günü öğrenen Deniz, o akşamdan hazırlıklara başladı.
Evin içinde sürekli yerini değiştirdiği dev otoparkını (aslında araba koleksiyonu) , elbise dolabının en alt rafına yerleştirmeye başladı. Bahanesi ile oyuncaklarını da toparlamış oldu. Neden sonra farkettim, bize sevdiği, heyecanla beklediği  birileri geleceği zaman hep arabalarını elden geçiriyor. Sonra da gururla sunuyor!
Dağıldığımız zaman bunu taktik olarak kullanmalı mıyım acaba:))
Sonra planlar yapılmaya başlandı.
Ayşegül ile beraber mutfakta kurabiye yapılacak.
Oyun hamurları ile berbercilik ve aşçılık oynanacak.
Oyun kumları ile inşaat sahası düzenlenecek, puzzle konusundaki maharetlerimiz sergilenecek.
Bilim çocuk dergisinden çıkan, bizzat kendimizin yaptığı diş hekimi muayenehanesi maketi gururla sunulacak, vs.
Ve oyun sırasında sarfedilen cümleler,
-Anne,  bu müşterinin saçları yine uzamış yaaaa! Offf!  Ardından bol kahkaha!
-Anne, değil mi biz aşçıyız, müşteriler bizi bekler.
-Anne, değil mi biz işçiyiz, ne kadar da yorulduk inşaatta.
-Anne, değil mi ne kadar da hızlı sürdüm bisikleti!
Onun bu heyecanı ve cümle yapılarına bayılıyorum!
Ve her zaman diyorum, çok daha fazla kamera kaydı yapmam lazım  ama hep ihmal ediyorum!

13 Kasım 2011 Pazar

Mutlu yıllar fındık farem

Benim için mevcudiyetinin ne kadar büyük bir mutluluk kaynağı oldugunu bir bilsen!
Enerji kapsülüm, stres topum, neşe kaynağım,
terapi meleğim, sevgi kelebeğim,  
ne iyi etmişim de seni hayatıma katmışım.
Nice nice mutlu yaşlarını görmek dileğiyle,
Mutlu yıllar fındık farem!

8 Kasım 2011 Salı

Sikayetim var...


İstanbulda cocugu ile ayni mekanda yarim saatten fazla oturamayan, hatta bazilarinin kapisindan bile iceri giremeyenler anneler var. Bir kez daha soyluyorum, Antalya bu isi gercekten cozmus. Kahvaltiya gidiyoruz, masalarin tam orta yerinde citlerle cevrilmis kocaman bir oyun parki. Sohbet edip cayini yudumlarken sipalari gozlemek icin harcadigin caba sifir. Kahve icmeye gidiyoruz, hoop aktivite kagidi ve boya kalemleri geliyor. Ne 'hadi gidelim artik' miziltisi ne sivrisinek sesi:) Doyasiya sohbet!

7 Kasım 2011 Pazartesi

Herkese iyi bayramlar!

Kasim ayinin ortasinda, sicakligin 25 dereceyi gosterdigi Antalyadan selam herkese! Soguk ve karanlik İstanbuldan sonra insanin ici aciliyor, nese sariyor her yani. Gunesten rahatsiz olup garsondan semsiye acmasini isterken kendimi o kadar uzak hissettimki, herseyden...

3 Kasım 2011 Perşembe

Sevgi kelebeğim

Sen ne kadar sevgi dolu bir kuzu oldun yaaa!
Akşam işten eve geldiğimde 'canım annem' diye boynuma sarılmana,
'anne çok güzelsin' derken yanağımı okşamana,
'Seni çok seviyorum' diyerek kucağıma atlamana,
Ve bunları hergün mütemadiyen yapmana bayılıyorummm!!!

27 Ekim 2011 Perşembe

Geçmiş olsun Van

Haberlerde Van depreminin görüntülerini seyrediyoruz içimiz kan ağlayarak. O soruyor , ben anlatıyorum. ''Anneciğim, orada evleri yıkılan çocuklara senin kıyafetlerinden göndermek ister misin'' diye soruyorum, elimde olmadan gözlerimden akan bir damla yaşla beraber. Bu halim onu da o kadar etkiliyor ki,
-Anne, sen onlara çok mu üzüldün , diye soruyor.
Sadece ''evet'' diyebiliyorum. Sonra içli bir şekilde devam ediyor kuzum.
-Onlar kışlıkta çok üşürler anne, kazak da koyalım. Sonra bir de benim kitaplarımdan koyalım, içine Deniz Karakuş yazalım.
Paketimizi yaptık, gönderdik. Gönderdiklerimiz elbette ki hiçbir şeyi geri getiremez, kendi yuvalarının sıcaklığını veremez ama boş durmak istemedik, yaralarına merhem olmak istedik.

18 Ekim 2011 Salı

Teenage haller

-Kuzum, hadi yatma vakti geldi.
-Offf anne, bıktım senden!
-Aaa, o niye?
-Ben her gece uyumak istemiyorumm!!!

Elindeki sürpriz yumurta kutusunu açamayınca,
-Bu benim canımı sıkıyor yaaa!

Bir haller var bu ara üzerimizde , sanırsınız 16lık asi delikanlı,
Sonumuz hayrola!

13 Ekim 2011 Perşembe

Mrb, bu cep telefonundan ilk gonderim:) hafta sonu macka parki gezimizden bir kare!

11 Ekim 2011 Salı

daha neler

-anne çok güzelsin!
-canım benimm, çok teşekkür ederim,
diyerek otuziki diş sırıtan ben, artık nasıl sevinçli bir surat ifadesi sergilediysem,
-bunu sana daha önce kimse söylemedi mi!

14 Eylül 2011 Çarşamba

Geçmiş olsun dedemm!

'Annee, Güner dedem beni çok özlemiştir' deyip anneannesini can damarından vurarak kıskançlık krizlerine girmesine sebep olan, her fırsatta Orduya gitmek isteyen kuzumun, dedesi, çok geçmiş olsun. Her ne kadar basit ve küçük bir operasyon diye adlandırsa da doktorlar, biz alışık değiliz senin böyle hastane ortamında olmana. Bir an önce eski haline dönmen dileğiyle! Delikanlı dede:)

12 Eylül 2011 Pazartesi

Ramazan bayramı en keyifli Ordu'da geçirilir!

 Karakoç geleneği olarak fındık mevsiminde harman işine el atmadan olmaz.
Harman işinden anlamayan Karakoç torunu hiç olmaz:)
 En enteresan olanı da bir elimde Deniz,bir elimde Keremle yürürken bayanın bir tanesinin ' Aaa bunlar ikiz mi yoksa' demesiydi. Her ne kadar 5 gün arayla doğan bu sıpalar bir boy olsa da biri kara kaş kara göz, esmer güzeli:) diğeri fotoğrafta belli olmasa da sarışın , mavi gözlü bir yakışıklı!

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails