30 Mart 2012 Cuma

Lacoste gel ablaaa!

Yenibosna taraflarında çok kısa süren geleneksel Lacoste indirimini şirketten arkadaşlarla ziyaret edelim dedik. O nasıl bir kalabalıktı öyle. İndirim %70 i bulunca ve yılda iki defa yapıldığından  bütün bayanlar akın etmişti. Öğle arasında gittiğimizden çoğu şeye bakamadım. O spor ayakkabılarında aklım kalmadı değil. Fırsatı olan mutlaka uğrasın, yalnız süre kısıtlı, pazar günü son bilginiz olsun kızlar!


Bu Nilüfer için seçtiğim saat! Sade, spor ama taşları ile de şıklığı yakalamış bir model.


Bu da tekne kazıntımız Ayşegül için! Rengarenk, cıvıl cıvıl. Tam bir genç kız saati.


Kendimi de unutmadım tabi!


Yaşasın saat kardeşliği. Umarım beğenirsiniz kızlar! Sizi seviyorummm.

26 Mart 2012 Pazartesi

İpekyoldan herkese hediye ayakkabılar

Artık İpekyol da ayakkabı tasarımına başlamış ve aşağıdaki linke tıklayıp beğendiğiniz ayakkabıyı seçerek formu doldurduğunuzda siz de şanslı kişiler arasında olabiliyorsunuz.


Bu da benim seçtiğim ayakkabı



Haydi hatunlar şansınızı deneyin!

Çocuklu haftasonu alternatifi

 Ne zamandır aklımdaydı, hava kuvvetleri müzesini ziyaret etmek. Güneşli havayı fırsat bilerek düştük yola. Kelimenin tam anlamıyla çıldıran Deniz, hangi uçağa bakacağını şaşırdı. Bir oraya bir buraya koşturup durdu.

 Erken saatte yola düştüğümüzden kimsecikler yoktu. Ferah ferah dolaştık, ohhh!



 Biz çok keyif aldık ve hergün önünden geçtiğimiz bu mekanı neden daha önce ziyaret etmedik diye hayıflanmadık da değil hani. Eminim tekrar uğrarız biz buraya.

Çıkışta, uzun zamandır tren diye tutturan kuzunun isteğini bu sefer dikkate aldım. Arabamızı yakın bir yere parkedip, yol boyunca ağaçların gölgesinde yürüyerek istasyonun merdivenlerini tırmandıktan sonra jetonlarımızı alarak bankodan içeri girdik. Bir önceki treni saniye farkı ile kaçırdığımızdan yaklaşık 15 dk boyunca istasyonda volta attık. Bindiğimizde ise 'ben cam kenarına oturacaktım' diye bağırmaya başlayınca, rica ettik yer verdiler. Bakırköyde inerek meydana çıktık. Sağlı sollu dönercilerin, simitçilerin arasından geçerken havaya yayılan ağır yağ kokusunu alınca ilk sorusu 'anne bu ne kokusu' oldu. 
Yürüyen merdivenle bakırköy çarşısına indiğimizde, hemen girişteki fanustan sakızımızı alır almaz çıkışa yöneldi bizimki. Kendi işi bitti ya! O iki arada bir derede gözlerim ayakkabı vitrinlerini taradı. Hemen burada sanal alışveriş tutkunlarını bilgilendirmek istiyorum. Hatunlar, trendyoldaki tüm modeller çok daha ucuza Bakırköy alt çarşısında mevcut.
Neyse oradan çıktık, kalabalıktan yürünmesi zor caddede güçlükle o insan selini aşarak kendimizi zor attık D&R'a. Neyseki sıpa burada vakit geçirmeyi seviyor da, iki ayağımı bir pabuca sokmadı. Ben bakınırken kucağına minik hayvanları doldurmuş, daha da alacak ki telaşlı telaşlı 'anne bir torba getirsene' diye bana sesleniyor.
Kitap, cd ve mecbur hayvancıkları da aldıktan sonra dönüş yoluna koyulduk. Ne yalan söyleyeyim o yaratıklara verdiğim para içime oturdu, en az 3 kitap daha alırdım. Neyse hadi eve girmeden bir de sahil yapalım derken vaktin nasıl geçtiğini anlamamışız.

23 Mart 2012 Cuma

Hızlı yarışcı

Baharın yüzünü göstermesi ile birlikte bisiklet sezonunu da açtık. Önce bisikletçiye gidip genel bir bakımdan sonra yollara düşelim dedik. Deniz bey vitrindeki motosiklet kasklarını görünce kelimenin tam anlamıyla çıldırdı.
'Güvenliğim için bunu almalıyız anneee'
Bak bak, neler de bilirmiş sıpa. Ama bunun için bisiklet kaskı almamız gerektiğini söylesem de ikna edemedim, daha doğrusu beğendiremedim çünkü onların açılır kapanır penceresi yokmuş!
 Burası yaz-kış, sabah-akşam uğrak yerimiz. Evimizin hemen alt tarafı. İş çıkışı kuzuyu da alıp sahil keyfi yapmak bizim için vazgeçilmez oldu artık ( kendimizi sokaklara atmak da diyebiliriz buna:))
Ve arkadaşımız Can Alexander. Ailesi sahildeki küçük büfeyi işlettiğinden ne zaman gitsek orada. Geçen yaza kıyasla daha iyi anlaştılar bu sene. Eee pıtırcıklar büyüyür tabi! Aynı tabaktan patates kızartması yemeleri, bisiklet ve scooterı kendi iradeleri ile sırayla kullanmaları, paylaşımları bitirdi beni.

19 Mart 2012 Pazartesi

Var mı bundan daha güzel bir keyif

Nevin ve Zahidenin doğumgünü vesilesi ile bu güzel cumartesi sabahı kahvaltısı hem bizim hem de çocukların havasını değiştirdi. İçimiz açıldı. Kahvaltı, bol sohbet, türk kahveleri ve havada uçuşan hediye paketleri!

İki salıncakta sallanıp kaydıraktan kaydıktan sonra başka sevdalara dalan Deniz. Bir güzel minik çalı çırpıları toplamış, üst üste dizmiş, bir de gelip benden ateş istiyor! Neymiş orman ateşi yakacakmış. Üzerinde elindeki çubuğa dizeceği etleri pişirecekmiş.
Bir şekilde bu sevdadan vazgecirdim ama akşam da evdeki barbeküyü yakacağım diye tutturmaz mı.
İmdaaattttt!

12 Mart 2012 Pazartesi

Pazar keyfi

Bu hafta sonu yine pişmanlıklarımdan birini yaşadım. Neden mi, hayatı boşyere erteleyip durduğum için. Büyükşehir içinde mesafeler uzak diye görüşmeyi sürekli ertelediğim, hep bir sonraya bıraktığım arkadaşlarım var. Kırdım zincirlerimi, amaan dedim, hergün iş yolunda saatlerimi harcıyorum da bir haftasonu dostlarım için mi yapamayacağım! Oğlum ve yine bizi ziyarete gelen Ayşegülü de alarak düştüm yola, ve o abarttığım semte 45dk içinde ulaşmak beni gerçekten utandırdı!
Fasulye diblesi eşliğinde yapılan mükemmel bir Ordu kahvaltısı sonrası bayanlar mutfak masasının başına, beyler  playstation ekranına  kilitlendi. Erkek işte, genlerinde var, bayıldı, öldü bitti:) Sayesinde kızlarla saatlerce  kahve ve sohbet keyfi yaptık, küçük adam beni aramadı bile.
Günün sonunda eve dönerken kapıda Erendiz'e ve bana dönerek 'ne kadar güzel bir gündü, değil mi!' cümlesi ise bitirdi.

Gerçekten çok güzel vakit geçirdik, Ferdacığımın ellerine sağlık. En kısa zamanda yine oradayız!

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails