Bu kamyon babamızın ayarını bilememesinden kaynaklanıyor. Sanki 2 gün önce koca hamburger tezgahını alan biz değiliz. Bu sefer de devasa boyutlardaki kamyonla geldi elinde. 'Doyumsuz bir çocuk yetiştirmek istemiyorum' nutuğundan sonra ne demek istediğimi anlamıştır kendileri umarım:) Hani bir de ufak tefek birşey değil, evin içi oyuncak dükkanına döndü, adım atmaya yer yok.
Küçük beyefendi çok mutlu ama, keyfi yerinde. Hatta ertesi gün öğle uykusuna kamyonu ile beraber yatmış. Nasıl mı! Koca kamyonu yatağının ayak ucuna koyarak:))
Ayşegül teyzemizin gelişi ile de bu keyfimiz kat kat arttı. Önce anneanne ve dede, sonra Gül ailesi, sonrasında da Ayşegül. Bu aralar evimiz bir dolup bir boşalıyor.
Teyzemizin ilk geldiği gün sıpa, odasının kapalı olan ışığının açılmasını istiyor ve bağırıyor
-Ayşeeee, ışığı aç!
Ben olay mahalline daha yakın olduğumdan halledivereyim dedim, kıyametler koptu.
-Hayırrrr, Ayşe açsın.
Canıma minnet, şimdiye kadar etrafta bi ton insan da olsa, 'anne yapsın' tuttturmaları çok olduğundan alışık değilim.
Ben de gittim uzandım koltuğa, kumandayı da aldım elime, ohh gel keyfim gel.
Az sonra orta şekerli türk kahvem de geldi.
Daha ne olsun!!



































