3 ayrı güzellik 3 ayrı lezzet. Hiçbiri de tadından yenmiyor doğrusu!
Kış mevsiminde, biri bebek arabasında ama ayakları çıplak, biri yanında yaka bağır açık, biri de kucağında bere yok atkı yok 3 çocukla tatile çıkıp Beyoğlunu gezmeye gelen Avrupalı turistleri hem takdir eden, hem de neden onlar gibi rahat olamıyoruz konusunu birçok arkadaşımla tartışmaya açan ben, sonunda yaptım işte:)
Şimdi bu satırları okuyan siz sevgili dostlarım sanabilirsiniz ki oğlumu aldım da Arabistan çöllerine attım kendimi:))
Yok yok hala İstanbul sınırları içerisindeyiz!
Bazı şeyleri abartmamak, gözümüzde büyütmemek gerektiğini her zaman için savunan ama iş aktive etmeye geldiğinde elli defa düşünen biri olarak, daha önce bana Ortaköyde, 0-3 yaş arası 3 çocukla 4 saat geçirmekten bahsedilse, ' yürü git, mümkünü yok' derdim:)
Niye mi? İsteyin, hemen size paranoyak elli sebep sayayım!
Bikere herşeyden önce ilk dakikada bacaklarınızı kedi gibi tırmalamaya başlayarak, 'gidelim burrdann' diyeceklerdir.
Sonra rüzgarlı biryer orası, mazallah sıpalar üşütür, taa ciğerlerine kadar iner hastalık..
Denize sıfır, ayakları kayar düşerler falan:) Cankurtaran yok ki orada!
Hem sonra çok kalabalık, her memleketten insan orada, neme lazım kaybolur giderler.. En büyük fobimdir kalabalıkta çocuk kaybetmek!
Velhasıl çocuklara hitap etmeyen turistik bir mekanda onlarla beraber tam 4 saat keyif yaptım!
Tabi en büyük şansımız olan fotoğrafta görmüş olduğunuz parkın hakkını da yemeyelim şimdi. Hele de hemen yanıbaşındaki cafe'nin.
Boğazın kıyısında, kumpirleri ve takı tezgahları ile meşhur meydan Ortaköy, bekle bizi en kısa zamanda boğaz turu için tekrar geleceğiz!
Boğazın kıyısında, kumpirleri ve takı tezgahları ile meşhur meydan Ortaköy, bekle bizi en kısa zamanda boğaz turu için tekrar geleceğiz!
Bu çocuğu fotomodel mi yapsam ne acaba:)