Giderek artan bir ivme ile enerji patlaması yaşayan Deniz, şu sıralar o kadar çok enerjimi sönümledi ki , Ayşegülden imdat çığlıkları eşliğinde yetişmesini istedim. Bu akşam gelecek inşallah:))
Haberi geçtiğimiz pazartesi günü öğrenen Deniz, o akşamdan hazırlıklara başladı.
Evin içinde sürekli yerini değiştirdiği dev otoparkını (aslında araba koleksiyonu) , elbise dolabının en alt rafına yerleştirmeye başladı. Bahanesi ile oyuncaklarını da toparlamış oldu. Neden sonra farkettim, bize sevdiği, heyecanla beklediği birileri geleceği zaman hep arabalarını elden geçiriyor. Sonra da gururla sunuyor!
Dağıldığımız zaman bunu taktik olarak kullanmalı mıyım acaba:))
Sonra planlar yapılmaya başlandı.
Ayşegül ile beraber mutfakta kurabiye yapılacak.
Oyun hamurları ile berbercilik ve aşçılık oynanacak.
Oyun kumları ile inşaat sahası düzenlenecek, puzzle konusundaki maharetlerimiz sergilenecek.
Bilim çocuk dergisinden çıkan, bizzat kendimizin yaptığı diş hekimi muayenehanesi maketi gururla sunulacak, vs.
Ve oyun sırasında sarfedilen cümleler,
-Anne, bu müşterinin saçları yine uzamış yaaaa! Offf! Ardından bol kahkaha!
-Anne, değil mi biz aşçıyız, müşteriler bizi bekler.
-Anne, değil mi biz işçiyiz, ne kadar da yorulduk inşaatta.
-Anne, değil mi ne kadar da hızlı sürdüm bisikleti!
Onun bu heyecanı ve cümle yapılarına bayılıyorum!
Ve her zaman diyorum, çok daha fazla kamera kaydı yapmam lazım ama hep ihmal ediyorum!








