30 Nisan 2010 Cuma

Şaştım..

Beraber emirgan korusundaki fotoğraflarımıza bakıyoruz, her yeni karede heyecanlanıyor ve olay anını yeniden bana anlatıyor. Örneğin laleleri koparmaya çalışmış fakat sapı kalın olduğundan zorlanmış ve becerememişti. Bu anı kareye aldığım fotoğrafı görünce hemen elini yumruk yaparak, tüm bedenini sıkarak ıhhhh nidaları ile 'ben bu laleyi çok uğraştığım halde koparamamıştım' demeye çalışıyor sıpa. Şaştım kaldım doğrusu, bu kadarını ben bile beklemiyordum.
Dün akşam Nevin'e gittim, keyifle çaylarımızı yudumlar sıpalar da beraber oynar dedik. Anneler mutfakta, beyler de odalarında oynuyorlar. Bir ara Deniz önde İsmail Emir arkada yanımıza geldiler ve Deniz bir eli ile arkadaşını gösteriyor diğeri ile kendi yakasını çekiştiriyor ve bağırıyor. Bizimki resmen şikayete gelmiş:)) 'Arkadaşım penyemin yakasını çekti' diyor.
Görüldüğü üzere konuşmuyor ama her türlü olayı net bir şekilde anlatabiliyor.
Dolayısı ile konuşmaya da ihtiyaç duymuyor.

27 Nisan 2010 Salı

emirgan
















23 nisan sabahı

Benim de çalışmadığım bu günü nasıl değerlendirmeliyiz diye düşünürken hoopp hemen planı yapıverdim.

Babaanne ve dedemizle birlikte önce Sarı Köşk'te güzel bir kahvaltı

Ardından emirgan korusunda gezi

Lalelerin son demleri de olsa solmadan bu güzellikleri gördüğümüz için şanslıyız aslında!











Babaanne ve Deniz kaydırakta!


Hiç soluk almadan, her bir tarafa koşturup bütün enerjisini harcayan pamuğum tekrar enerji toplarken..










21 Nisan 2010 Çarşamba

Deniz'in halleri


Yazının konusu başlıktan anlaşılıyor. Bugün kendimi yazıya verdim:) ve oğlumu anlattım.
Çok inadız, özellikle araba ile bir yere gideceğimiz zaman kendi koltuğuna değil de, şoför mahalline oturmak için yırtınıyor. Kucağıma alıyorum arabaya bindirmek için, kendini yere atıyor sıpa, kaskatı kesilip ağlıyor. Napalım, mecbur hevesini alsın diye izin veriyorum, ön konsolda dilediğince vakit geçiriyor. Radyoyu açıyor, dörtlüleri mutlaka yakıyor ( park halindeyiz ama etraftaki sürücüleri haberdar ediyor oğlum direksiyonda ben varım diye:) Bu süreç bazen 5 bazen 15dk bulabiliyor, sonra herkes yerine …. Ve ancak yola çıkabiliyoruz.
İşten eve geliyorum, dairenin kapısı açılıyor ve beyimiz yüzüme bile bakmadan koşarak kat holüne kaçıyor, mümkünü yok içeri sokamıyorum, ayakkabılarıma sarılıyor, sen de çıkarma hadi dışarı gidelim diyor.
Bazen de hafta sonları gözünü açar açmaz bir elinde kot pantolonu diğerinde ayakkabıları karşımda dikiliyor. Henüz konuşamıyor ama her şeyi anlatıyor, hadi parka gidelim diyor.
Yemeğini kendi başına yemekten çok hoşlanıyor. Özellikle de kaşıkla başlayıp elleriyle yemeye devam ettiği yoğurdunu.
Akşam çizgi film saatimizde arkasında yastık, koltuğuna kurulup pür dikkat kesiliyor. Beğendiği kareleri parmakla işaret edip bir takım sesler eşliğinde yorumda bulunuyor. Kanalı değiştirdiğimde ise kumandayı alıp hemen bana getiriyor ve tv yi göstererek ‘benim kanalıma geç’ diyor. Seyrettiği program bittiğinde yeni başlayan bir diğerini beğenmezse hemen kalkıyor ve oyunlarına devam ediyor. Çok seçiciyiz.
Düzenli bir insan olacağının sinyallerini şimdiden veriyor bana. Elindeki bir nesneyi bırakıp diğerini alması gerektiğinde kesinlikle onu yere atmıyor. Önce sağına soluna bakınıyor uygun bir masa vb. arıyor, hiçbirini bulamazsa çömelip yavaşça yere bırakıyor. Kendi eşyalarının yeri belli, oyuncakları ya da kıyafetleri hep aynı yere konuluyor, bazen kendisi topluyor. Tahta atımıza, daha önceden odamızda uygun bulup koyduğumuz yerde biniliyor. Asla odanın ortasına çekilmiyor, çekilse de geri götürüyor. (Bu biraz da sabit fikirliliğin belirtisi mi oluyor ne ) Su, her zaman mutfakta, halının aynı noktasında ,yere oturularak içiliyor.

Acaba!

Pamuk helvam bu aralar tekrar sabahları benimle beraber 06:45 de uyanmaya başladı. Hele bu sabah ‘annecim ben şimdi işe gidiyorum akşam görüşürüz ‘ diye kapıdan çıkmaya hazırlanırken koridorun sonunda elinde içi süt dolu biberonu, boynu hafif yana eğik kıpırtısız öylece bana bakarken ve el sallarken kafamın içinden o kadar çok şey geçti ki..
Acaba oğlum ben farkına varmadan bunu anlayışla karşılayacak (en azından bunu kabullenecek ) duruma gelmiş miydi. Yoksa uyku sersemi henüz ayılamamış mıydı ki bu çok zayıf bir ihtimal.
Daha öncekiler gibi ağlasa daha mı iyiydi çünkü bu hali içimi sanki daha fazla burktu.
Ya da oğlum artık kendi kendine yetmeye başlamış mıydı, bana olan ihtiyacı azalıyor muydu, bu iyi miydi kötü mü?!
Beynimin içinde dolaşan bu kurtçuklarla bir de baktım ki çoktan işe gelmişim.

12 Nisan 2010 Pazartesi

En sevimli külhanbeyi





Haftasonu oğlum için yeterince hareketli olsa da ben onun hızına yetişmekte zorlandığımı farkettim artık.
Yaşlanıyor muyum ne:)!!



5 Nisan 2010 Pazartesi

Kaptan pilot Deniz



Üzerimizde bir uçak manyaklığı var resmen, uçakla yatıp uçakla kalkıyoruz.
Herşey benim tesadüf eseri hareketli uçak kitabını almamla başladı. Hiçbir kitabını bu kadar severek tekrar tekrar incelememişti. Kendince komik detayları da bulup kahkahalara boğulması beni bir kere daha şaşırttı.
Yolcu bekleme salonunda bankların altına girmiş ve sadece kafası resmedilen çocuk oğlumu çok güldürüyor.
Hayır o kadar çok nesne ve insanın resmedildiği sayfada o kadar küçük bir detay ki o:)
Haftasonu babaannenin evinin hemen üzerinden 2 dk aralıklarla alçalmaya geçmiş uçakları da büyük bir heyecanla izledik. Hemen akabinde de oyuncak bir uçak aldık ama kitaba gösterdiği kadar ilgi göstermedi.
Bütün gün parmak havada uuuuuv uuuuv diye uçak uçuruyoruz.
Hal böyle olunca oyun merkezine de uğramadan edemedik.

Yeter ki onun yüzü gülsün..

Nihayet bizim de bir bisikletimiz oldu. Daha mağazadayken sevinçten deliye döndük. Artık sokakta ,parkta diğer çocukların bisikletine saldırmaktan vazgeçeriz umarım.
Görüldüğü üzere keyifsiziz, çünkü ısrarla şaşal su içmek isteyen kuzuya anne izin vermedi.

Anne yüreği işte dayanmıyor,
Yine onların dediği oluyor,
Her ne pahasına olursa olsun




Karelerin bundan sonrasında yarım litre suyu gözümün içine baka baka üzerine boşalttı.

İtiraf etmek gerekirse böylesine güzel bir havada kuzum gönlünce bir keyif yapsın diye göz yumdum:)
Çevredeki diğer masaların da maskotu olduk, pazar keyiflerine neşe kattık.
Neyseki hala tedbirli bir anne olarak yedek kıyafetlerle dolaştığımızdan doğru arabanın yolu tutuldu,
biraz zor olsa da baştan aşağı tüm kıyafetler değiştirildi.




2 Nisan 2010 Cuma

ördekli park

keyifli bir akşam üzerine karizmatik bir başlangıç yapıldı



kesinlikle çiçeklere basılmadı, özenle etrafından dolaşıldı







ilk defa kumlarla tanışılıp acayip keyif alındı










ördekler için çıldırdık







bir erkek olarak top peşinde koşturmayı da ihmal etmedik:)







gün batımı deniz kenarından seyredildi






bir dahaki sefere martılar için ekmek bulundurmak bir kenara not edildi










LinkWithin

Related Posts with Thumbnails