Kuzumun korkuları iyice artmaya başladı son günlerde.
Pencerenin önüne aniden konan kargadan aşırı derecede korkuyor, kapı deliğine sokulan anahtar sesi ile yerinden zıplıyor. Karanlıkta tek başına diğer odaya zaten gidemiyordu, şimdi aydınlıkta da gitmek istemiyor. Hatta bazen aynı odanın diğer ucuna bensiz gidip çok istediği oyuncağı alamıyor. Üst kattan gelen her sesi bebekliğinden beri analiz ediyor. 'anne bu ne sesi, anne Hamza ne yapıyodur'
Oyun oynuyoruz, 'ben canavarımmmmm!' diyorum, benden de korkuyor, soluğu babasının kucağında alıyor. Baba canavar olduğunda eli kolu çırpıyor, kendini bana doğru nasıl atacağını şaşırıyor.
Otoparkta kesinlikle elimi tutmadan yürüyemiyor. Her seferinde arabadan iner inmez bacaklarıma sarılıyor, 'anne beni kucağına al' diyor.
Sürekli okuyorum zaten ama bugün hep korkuları araştırdım, bir çok makale okudum. Bu korkular 6 yaşına kadar sürebilirmiş, gayet normalmiş. Ama bir sınır çizemedim. Nereye kadar, ne kadarı normal henüz bilemiyorum.
29 Nisan 2011 Cuma
28 Nisan 2011 Perşembe
23 nisan
İlk 23 nisan kutlamamızı yapalım istedim ama nerdeee o eski bayramlar, hele de İstanbul'da hiç kalmamış.
Biz sabah erkenden kalkar, rengarenk kostümlerimizi giyer, stadyuma koşardık. Günlerce çalıştığımız yürüyüş, gösteri provalarını ailelerimize sergilemek için pırpır atardı kalbimiz.
Bando takımı, halkoyunları ekibi, stadyum tribününde resim ve yazı gösterisi yapan kocaman ekip, çeşitli karakterlere bürünmüş minikler ( pamuk prenses ve yedi cüceler, balerinler, izciler, denizciler, polis kostümlü çocuklar sadece şu an hatırlayabildiklerim )Meğer zaten o yıllarda da İstanbulda böyle gösteri yapılmazmış, şehrin büyüklüğünden olsa gerek, Vatan caddesinde şöyle bir yürür geçermiş çocuklar.
Napalım iş başa düştü ve araştırmalarım sonucu APlus avm'ne karar verildi. Zira en dolu programa sahiptiler. Bir türlü ısınmak bilmeyen hava parklara, kırlara gitmemize izin vermediğinden mecburduk kapalı bir yere gitmeye.
Sonuç olarak bize eşlik eden Aylin, Emir ve anneleri ile birlikte gerçekten eğlenceli bir gün geçirdik.
Gün bitimine doğru dondurma standı olmamasına rağmen tutturdu bizimki. Dondurma yiyecekmiş. Aradık, sorduk en üst katta bulduk madoyu. Tercihimiz herşeyde olduğu gibi çilekli olanı. Bir top külah dondurmayı alır almaz, hooopp burnunu gömdü içine, sonra da kahkaha atmaya başladı.
Sonradan anladımki muhtemelen çizgi filmde gördüğü bu hareketi yapmak içinmiş tüm yırtınması. Şöyle bir tadına baktı, soğukmuş dedi, bırakıp oyuna daldı:)
26 Nisan 2011 Salı
kalanlar..
Baktım da ,İpek ve Deniz'in muhabbetinden bahsetmeyi unutmuşum. Havaalanında ilk karşılaşma anı, gayet hoş, mutluluk dolu bir tablo.
Birkaç saat sonra ise hemen başladılar. İlk problem paylaşılamayan oyuncaklar..
-hayır ben
-hayırrrrr ben
ile devam eden diyaloglar. Sonrasında beni paylaşamadılar, dayıyı paylaşamadılar.
Baktılar büyükler çözüm üretiyor, bu sefer de 'hayırr, bana öyle deme ' başladı. Deniz yıkıyor ortalığı, ağlıyor. Sanırsın bir tarafı fena halde ezildi, morardı:)
İpek 'burası benim sitem' diyor, bizimki başlıyor 'hayır benimmmm'
4 günlük tatil, bana tatil değil de iki kat mesai yapıyormusum gibi geldi valla.
İçime en çok oturan da, benimle yatmak isteyip gelip yanıma yerleşen İpek'i , Deniz'in 'benim annem' çığlıkları sonrasında kaldırmak zorunda kalışımdır. Her zamanki gibi yine büyük olandan anlayış bekledik.
Birkaç saat sonra ise hemen başladılar. İlk problem paylaşılamayan oyuncaklar..
-hayır ben
-hayırrrrr ben
ile devam eden diyaloglar. Sonrasında beni paylaşamadılar, dayıyı paylaşamadılar.
Baktılar büyükler çözüm üretiyor, bu sefer de 'hayırr, bana öyle deme ' başladı. Deniz yıkıyor ortalığı, ağlıyor. Sanırsın bir tarafı fena halde ezildi, morardı:)
İpek 'burası benim sitem' diyor, bizimki başlıyor 'hayır benimmmm'
4 günlük tatil, bana tatil değil de iki kat mesai yapıyormusum gibi geldi valla.
İçime en çok oturan da, benimle yatmak isteyip gelip yanıma yerleşen İpek'i , Deniz'in 'benim annem' çığlıkları sonrasında kaldırmak zorunda kalışımdır. Her zamanki gibi yine büyük olandan anlayış bekledik.
22 Nisan 2011 Cuma
20 Nisan 2011 Çarşamba
Antalya
Baktım ki biz uzun zamandır kendimizi havaalanına atmamışız:) Eee zamanıdır artık bir kaçamak yapmanın diyerek yola çıktık.
Yarım saat rötarlı kalkan uçağımızı beklemek pek de kolay olmadı.
Çok canımız sıkıldı, çoook!
Neyseki yanımızda minik bir puzzle vardı ve bu çok işe yaradı.
Yoksa bizimki kelimenin tam anlamıyla düz duvara tırmanacaktı:)
İpek ablamızın okulundaki doğum günü partisine yetiştik. Tüm çocuklar dans ederken Deniz de ortalarında döndü durdu.
Koridorda bir ara baktım iki öğretmen kuzumu ortalarına almış, hem seviyorlar hem sohbet ediyorlar. Herkes saçlarımıza hasta zaten:) Deniz de dikkatli dikkatli dinliyor.
'Bak bizim okulda hayvanat bahçesi var, park var. Sen bizim okula gel tamam mı'
İstanbulda oturduğumuzu söyleyince gerçekten üzüldüler.
Bu da İpek'in seçtiği nişan pastası:) Winx kızları karakterli pastaya karar vermişken, sırf arkadaşı bunu seçti diye sen de git aynısını sipariş ver!
Cuma günü akşam yemeği için masaya oturacağız, kapı çaldı. Aaaa aaa Ayşegül, gelmiş.
Bize sürpriz yapmış.
Sonradan duyduk ki, biz şu saatlerde güneşlenirken İstanbul donuyormuş.
13 Nisan 2011 Çarşamba
4 Nisan 2011 Pazartesi
teyzeler
Antalya-İstanbul webcam görüşmemiz bitmek üzere, ekranda Nilüfer teyze ve İpek var, dedim ki,
-Hadi Deniz teyzelere 'iyi akşamlar' de,
-Ama anne orda iki tane teyze yok kiii!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














