Çizgi film kanalları haricinde zevkle belgesel izlemeye başladın, favorin "mega yapılar" ve "ilginç tamirler". Kanında var mühendislik, belli:)
Korkuların hala geçmedi, evde bacağıma yapışık bir şekilde odadan odaya dolaşıyoruz. Tek başına su içmeye ya da odandan bir oyuncak almaya gidemiyorsun. Üst kattan gelen en ufak bir seste irkiliyor 'anne, o ne sesiydi' diyorsun. Keşfettim ki hayalgücünün ve tv de seyrettiklerinin etkisiyle oluyor bunlar.
Bir gece yarısı uyanmış, iyice koynuma sokularak,
-Anne, o ateş karıncaları burda da oluyor mu? (Belgeselde seyrettiğimiz zehirli karıncalar)
-Yok annecim, onlar sadece Brezilya'da yaşıyorlar. Neden sordun ki?
-Bacağımı karınca ısırdı gibi geldi de.
Kıyamam sana been, karıncalar kabusun olmuş...
Ama yine de akıllanmıyorsun, en büyük zevkin korku çizgi filmleri izlemek, favarin Scooby Doo:))
Haahahahaha...
Seyretme dedikçe tatlanıyor, sonra gece yatakta da ,
-Annee, sarıl banaaa!
demelere kalıyorsun.
Canıma minnet valla, sebep arıyorum zaten.
Biliyorum çünkü, yaklaşıyor, korktuğum başıma geliyor:) Eskisi kadar hoşlanmıyorsun öpülmekten.
Çok arayacağım bu sarılmaları çoook:(
Bir diğer keyfin ise laptopa koyduğun bir cd eşliğinde uyumak. Şu sıralar favorin, "Rio" ve "Korsanlar".. İtiraf ediyorum tamam, her seferinde Rio'yu seçmeni istiyorum içimden, bazen de çaktırmadan yönlendiriyor olabilirim hani:) Defalarca seyredebilirim, seyrettim de zaten, içim açılıyor valla, keyfime keyif katıyor. Renkleri o kadar parlak ve canlı ki... En etken sebep de sanırım arka fonda sürekli çalan, insanın kanını kaynatan müzikler..
İzlemeyenlere şiddetle tavsiye olunur!