Baktım ki biz uzun zamandır kendimizi havaalanına atmamışız:) Eee zamanıdır artık bir kaçamak yapmanın diyerek yola çıktık.
Yarım saat rötarlı kalkan uçağımızı beklemek pek de kolay olmadı.
Çok canımız sıkıldı, çoook!
Neyseki yanımızda minik bir puzzle vardı ve bu çok işe yaradı.
Yoksa bizimki kelimenin tam anlamıyla düz duvara tırmanacaktı:)
İpek ablamızın okulundaki doğum günü partisine yetiştik. Tüm çocuklar dans ederken Deniz de ortalarında döndü durdu.
Koridorda bir ara baktım iki öğretmen kuzumu ortalarına almış, hem seviyorlar hem sohbet ediyorlar. Herkes saçlarımıza hasta zaten:) Deniz de dikkatli dikkatli dinliyor.
'Bak bizim okulda hayvanat bahçesi var, park var. Sen bizim okula gel tamam mı'
İstanbulda oturduğumuzu söyleyince gerçekten üzüldüler.
Bu da İpek'in seçtiği nişan pastası:) Winx kızları karakterli pastaya karar vermişken, sırf arkadaşı bunu seçti diye sen de git aynısını sipariş ver!
Cuma günü akşam yemeği için masaya oturacağız, kapı çaldı. Aaaa aaa Ayşegül, gelmiş.
Bize sürpriz yapmış.
Sonradan duyduk ki, biz şu saatlerde güneşlenirken İstanbul donuyormuş.









Hiç yorum yok:
Yorum Gönder