Şu yeşil sürüngeni alalı tam 1 ay oluyor ve o günden beri elinden hiç düşmüyor. Uyurken elimizin altında, yemek yerken tabağımızın yanında, oyun oynarken ayağımızın dibinde. Es kaza kaybetsek, ' anne, sürüngenim nerede' diye başlayan o telaşlı ve meraklı halini görmelisiniz.' hadi bulalım onu' ile devam eden söylemimiz de pek yaygın oldu bu aralar.
'Sen asla kendini yorma kuzum, ne gerek var değil mi, ben senin kaybettiğin eşyaları bulur eline veririm, sen sadece oynama kısmı ile ilgilen'
Babası kılıklı işte, (bu söylem de annemden yadigar kalmıştır bana)
Bu durumda şu lastik şeyi acilen yedeklemeli, mazallah kaybolur falan, naparız sonra, çünkü aynı renk, boyut ve malzeme olmalı.
Bakalım babaannemiz bu tutku karşısında napacak, zira kendisi dokunamıyor. Yine bi gün evin içinde kertenkele kaybolmuş, Deniz de nerede diye tutturmuştu. Kalktık hep beraber arıyoruz, bir de baktım babaanne kafasını yana çevirmiş, parmaklarının ucunda peçete ile tuttuğu sürüngeni uzatmış, ' Deniz, bak burdaymış' diyor ama surat ifadesini de görmelisiniz. Hala hatırladıkça gülüyorum, torun uğruna çiğ tavuk yemek böyle birşey sanırım:))

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder