2 Ekim 2014 Perşembe

Biz okullu olduk!


Artık ilk gün fotoğrafını da burada yayınlamayacaksam hep kapatayım bu sayfayı değil mi☺️
Oğlum 1.sınıfa başladı ve ben ondan daha heyecanlıyım😄
Nice başlangıçlarını, yeni adımlarını seninle beraber tadabilmek tüm dileğim!

6 Haziran 2014 Cuma

Kızlarrr, işte bu yazın trendi:)


Yaş oldu 5,5. Anaokulu mezuniyeti geldi çattı.
 Önce yakışıklımı giydirdim sonra kendimle ilgilendim:)
 Siyahları çektim, üzerine de beyaz blazer'ımı giydim mi tamamdır. 
Tam kapıdan çıkacağız bizimki koşa koşa geldi;
-Anne, bunu senin için yaptım, kıyafetine uyar diye düşündümmm!
Ben hazırlanırken sen git, legoların parçalarından bana bileklik yap. 
Yaaa sen ne kadar duyarlı, ince bir erkek oldun çıktın böyle. 
Hangi ara bu kadar zevk sahibi oldun.
Gözlerim doldu doldu, zor tuttum yine kendimi!
Gece boyu çıkarmadım bileğimden, onunla alkış tuttum tüm miniklere!

28 Nisan 2014 Pazartesi

Gözlük meselesi

Gözlük numaralı mı diye soranlar arttığından baştan belirteyim, elbette numaralı. Bu yaşta çocuğa imaj gözlüğü alıp takacak değilim ya:) Haaaa oğlum artist, ne yapsa yakışıyor, o başka:)
Çok uğraştı doktorumuz gözlük vermemek için, gittik geldik kaç kere muayene olduk, yok! Efendim nurtopu gibi 1 numara astigmatımız var, el bebek gül bebek bakacağız inşallah!    


20 Şubat 2014 Perşembe

İlk hediyem

Şubat tatilinde Ordu'ya giden kuzum, bir gün Ayşegül teyzesi ile pasta malzemeleri satılan bir mağazaya girer. Teyzesi alışveriş yaparken bizimki eteklerinden çekiştirerek kulağına şu cümleyi fısıldar,
-İstanbul'a giderken elim boş gitmek istemiyorum, ufak da olsa annem için bir şey alabilir miyiz?
Karne parası ile aldığı, her şeyden önemlisi kimsenin yönlendirmesi ile değil de tamamen kendi içinden gelen bu duyarlı davranış aldı götürdü beni.
Teslim töreninde 'gelirken elim boş gelmek istemediğim için sana bu pasta süsleme kalemini aldııımm' cümlesi ise bitirdi!
10 gün boyunca zaten bitmişim hasretinden,ne yalan söyleyeyim, bir süre kapatamadım muslukları:)) 

4 Kasım 2013 Pazartesi

Meşhur Deniz

 
Bu ara pek bir sosyaliz! Dışarda sürttüğümüz yetmezmiş gibi ev gezmelerine de başladık artık:)
Hafta içi neredeyse her akşam ya İpek bizde ya da Deniz bey orada. Kat komşumuzun aynı zamanda sınıf arkadaşı olup üstüne bir de anlaşabilmelerinin faydaları saymakla bitmez dostlar:)
Bu arada bir parantez açmak istiyorum, arka fonda görünen pizza ev yapımı olup, tarafımdan özel alınan pizza tepsisinde, ağızlara layık pişirilmiştir.
Okul çıkışı beyefendiyi almaya gidiyorum, zaten olmuş akşamın bir saati. Ama yookk tam 20 dk Murat Egenin annesinin gelmesini bekliyoruz. Neymiş efendim, numarasını alıp Murat Egelere gidecekmişiz.
Akşam saat 23:00, "anneee, ben Zekilere gideceğim!"
Eğer ayaktalarsa ,genelde o saatte uyumuyorlar, bir gidip hava alıp dönüyor bizimki! (Karşı kapı komşumuz olur da kendileri:)
Avm de bir veliyle karşılaşıyoruz, "herkesi evine davet eden meşhur Deniz sensin demek"
Şimdi herşey bir yana, bizim de taliplimiz yok değil canımmmm!
İlk görüşmede benim telefonumu almadığı için annesine fırça atan Oğuz Kaan mesela!

30 Ekim 2013 Çarşamba

Kız kulesi

 
 Ankara'dan halam gelmiş, evde bir bayram havası....


 Kız kulesini en ziyaret edilesi hava için teşekkürler İstanbul!




 Kuzguncuk sokakları


Uzun zamandır yaptığım kahvaltılar arasında, gerçekten lezzetli olan ürünleri ile damaklarımıza şölen yaptıran kuzguncuktaki bu mekana teşekkürler. Kesinlikle tekrar uğranası bir yer...

20 Eylül 2013 Cuma

Yaz tatilimizden gecikmiş kareler...


 100 günlük tatilimize (bu Deniz'in tabiri) önce Karadeniz sahilinden Ordudan başladık. Sonra ver elini Antalya. 1 aylık akdeniz tatilinden sonra rotayı egeye, Cundaya çevirdik. Marmara sularında, İstanbulda bir es verdikten sonra tekrar Karadeniz. Yeşilden vazgeçmeyen ama denizin mavisini görmeden de yapamayan bir aileyiz biz.
Tatilimiz derken Deniz bey kesintisiz devam ederken ben 2-3 haftada bir hafta kendilerine eşlik edebildim. Yoksa hasretten kavrulan yüreğim buna dayanamazdı.
Bu yaz tatilinde karar verdim ben. Onsuz yaptığım hiçbir gezmeden, aktiviteden keyif almıyorum. Öyle işlemiş ki içime..


Antalya Lunapark
Yaşı tutmaz ve korku tüneline giremez diye düşündüğüm kuzuma görevli abisi "girebilir" dediğindeki sevincini tarif edemem. Mutlu olmanın ötesinde "ben de büyüdüm artık" edalarını görmeliydiniz.

 
Anadolu Ateşinin bu dans gösterisini hiç tahmin etmediğim dikkat ve zevkle uzun süre izledi. İkinci yarının sonuna doğru, o da muhtemelen yorgun olduğundan uyuya kaldı:)

 
3 hafta bensiz Antalyada kalan sıpa gece yarısından önce eve girmemiş. Eee tabi, İpek ve kendinden yaşca büyük olan arkadaşları ile sitenin bahçesinde takılmaktan daha keyiflisi var mıdır..




=>Cunda<=




Yine limonlu cheesecake 

Kirlenmek güzeldir..


12 Haziran 2013 Çarşamba

Veee tatil başlar...



Yaz tatiline erken başladı benim kuzum. "1 gün sonra da sen geleceksin amaaa" diyerek, diğer taraftan da ağzı kulaklarında, bir heyecanla koşar adımlarla gitti Orduya.
2 günde 22 defa aramamdan usanmış olan annem "bi daha açmicam bu telefonu" diye çemkire dursun, vazgeçmeyeceğim, arayacağım işte:)
Hele bir sorun bakalım  neden bu kadar çok arıyorum. Eşşoğlueşşek telefona gelmiyor da ondan:)
Kah köyde elinde makasla gül buduyor kah yazlıkta merdivenle ağaca çıkıp asma yaprağı topluyor. Dedesi ile sabah yürüyüşüne çıkıyor İrem ablasının eteğinden ayrılmak istemiyor. Konuşmak istediğimi söylediklerinde ise arkadan bağırıyor sadece,
-Şimdi meşgulüüümmmm, sonraaa.......
Erkek milleti işte anacıım, 4 ündeki de biiir 34 ündeki de:)

3 Haziran 2013 Pazartesi

Keyif bende

Ameliyat olduk ya, kıyamıyorum eşek sıpasına. Gerçi normal zamanda kıyabiliyorum sanki!
Evde oturamaz, kıçına diken batar bizimkinin.
İlla ki atacak kendini dışarı. Attığında da oyuncakçıya girmeden bir dilim pasta yemeden hayatta dönmez.
Sadece kendininki ile kalmaz senin pastanın tadına da mutlaka bakar. Frappucino içiyorsam mutlaka ona da ortak olur.


Anneanne geldi yaa, okula da gitmek istemez. Pardon sabah kahvaltısını yaptıktan sonra eve  geri dönmek ister. ((Heralde açık büfeyi kaçırmak istemez:))
Kahvaltıdan sonra hep etkinlik yapıyorlarmış ve neymiş efendim sıkılıyormuş.
Ona da tamam, ertesi gün gidersin napalım.
"Yoook, 100 gün gitmicekmiş"
Ofisten arıyorum gün içinde yoklamak için,
-Kuzum nasılsın?
-Yeşil yastığımı aldım, çizgi film seyrediyorum, oohhhh keyif bende!
Gel de imrenme şimdi sıpaya..



Küçük bir uyku

 Doktorumuz teşhis koyduğundan beri soruyordu
-Anne, ne zaman küçük bir uykuya yatacağım?
Sonunda cesaretimizi topladık, kararımızı verdik ve hastaneyi arayıp "biz hazırız" dedik.
Çok basit bir operasyon olduğunu söyleseler de zormuş kuzuyu ellerimle ameliyathaneye teslim edebilmek:(
Odamıza yerleşir yerleşmez getirdiler şu meşhur şurubu:))
Ve hemen akabinde;
-Annee, senin neden dört gözün var.
-Orda iki tane dayıı varrr, diyerekten 32 diş sırıtan bir şekilde, kafasını dahi tutamayacak hale geldi. Resmen sarhoş oldu canım benim.
Dolayısı ile güle oynaya keyifli bir şekilde ameliyata girdik, pardon küçük bir uykuya yattık:)
 
 
Geniz etimizi ve bademciğimizin üçte ikisini aldırdık, üstüne bi de kulakları çizdirdik, ohh:)
Umarım kış boyu yakamızı bırakmayan orta kulak iltihabı ile bir daha yolumuz kesişmez.
Umarım gecenin 2 sinde bir başımıza, bulabildiğimiz tek branş doktoru için taa Kadıköylere gitmek zorunda kalmayız.
 Umarım süt içer gibi kutu kutu antipootik:) tüketmeyiz.
Ve kulak ağrısı karşısında, elinden bir ölçek ağrı kesici verip eli kolu bağlı beklemekten başka bir şey gelememesi çaresizliğini bir daha tatmam.
 
 

29 Nisan 2013 Pazartesi

Dersimiz anlatım bozuklukları:)

-Annee, büyük havuzuna çocuklar giremez mi?
-Hayır anneciğim.
-Girebilir mi?
-Hayır kuzum, giremez.
-Annee, büyük havuzuna çocuklar giremez mi?
-Hayır anneciğim.
Dikkatini ona vermeyip öylesine cevap veren şahsıma, biraz da sinirlenerek,
-Büyük havuzuna çocuklar giremez mi diyorum,  Evet, "giremez" olur, hayır "girebilir" demek olur!!!
 
 
 
-Haklısın, kusura bakma!

 

22 Nisan 2013 Pazartesi

Bu günlerde Sen...




Çizgi film kanalları haricinde zevkle belgesel izlemeye başladın, favorin "mega yapılar" ve "ilginç tamirler". Kanında var mühendislik, belli:)  
 
Korkuların hala geçmedi, evde bacağıma yapışık bir şekilde odadan odaya dolaşıyoruz. Tek başına su içmeye ya da odandan bir oyuncak almaya gidemiyorsun. Üst kattan gelen en ufak bir seste irkiliyor 'anne, o ne sesiydi' diyorsun. Keşfettim ki hayalgücünün ve tv de seyrettiklerinin etkisiyle oluyor bunlar.
Bir gece yarısı uyanmış, iyice koynuma sokularak,
-Anne, o ateş karıncaları burda da oluyor mu? (Belgeselde seyrettiğimiz zehirli karıncalar)
-Yok annecim, onlar sadece Brezilya'da yaşıyorlar. Neden sordun ki?
-Bacağımı karınca ısırdı gibi geldi de.
Kıyamam sana been, karıncalar kabusun olmuş...


Ama yine de akıllanmıyorsun, en büyük zevkin korku çizgi filmleri izlemek, favarin Scooby Doo:))
Haahahahaha...
Seyretme dedikçe tatlanıyor, sonra gece yatakta da ,
-Annee, sarıl banaaa!
demelere kalıyorsun.
Canıma minnet valla, sebep arıyorum zaten.
Biliyorum çünkü, yaklaşıyor, korktuğum başıma geliyor:) Eskisi kadar hoşlanmıyorsun öpülmekten.
Çok arayacağım bu sarılmaları çoook:(

Bir diğer keyfin ise laptopa koyduğun bir cd eşliğinde uyumak. Şu sıralar favorin, "Rio" ve "Korsanlar".. İtiraf ediyorum tamam, her seferinde Rio'yu seçmeni istiyorum içimden, bazen de çaktırmadan yönlendiriyor olabilirim hani:) Defalarca seyredebilirim, seyrettim de zaten, içim açılıyor valla, keyfime keyif katıyor. Renkleri o kadar parlak ve canlı ki... En etken sebep de sanırım arka fonda sürekli çalan, insanın kanını kaynatan müzikler..

İzlemeyenlere şiddetle tavsiye olunur!



 

 
 
 

22 Mart 2013 Cuma

Mardin sokaklarında fayton keyfi

 Gezimizin 3. günü otelden çıktık, Mardin sokaklarına doğru yol alırken, durup dururken,
-Anneee, ben Mardin'i çok sevdim, hep burada kalalım, İstanbul'a dönmeyelimmm.
Kuzum yaa, ben biliyorum senin derdini, tabi sabah akşam beraberiz, yiyoruz-içiyoruz-geziyoruz, anne işe gitmiyor, kursa gitmiyor. Ne yalan söyleyeyim benim de çok hoşuma gitti. Yemek yapmak yok, temizlik-ortalığı toparlamak hiçbiri yok.
Aslında çok bakındım, şu konaklardan bir ağa başını uzatır da göz göze geliriz diye ama olmadı:)



 Grubumuzun bir diğer çocuk gezgini Meryem Melis.
Son gün kaynaştılar ve hemen pabucumuz dama atıldı. Otobüste, sokakta elini bırakmadı Melis'in.

20 Mart 2013 Çarşamba

Mor Gabriel Manastırı/Mardin


Süryani Kilisesinin Kudüsten sonra en önemli 2. dini merkezlerinden biri olan Mor Gabriel Manastırı.

Daha bahçesinden içeri adım atar atmaz bakımı, temizliği ve yeşilliği ile çölün ortasında cennete düşmüş gibi hissettiren bir havası var.
5. ve 6. yüzyıldan kalma bu eserler , güya teknoloji-milenyum, hiper siber  çağında olduğumuz söylenen günümüzde 60-70 yılda ekonomik ömrünü tamamlamıştır deyip kentsel dönüşüm ayağına yıkıp yenilediğimiz binaları gördükçe utanç duymama sebep oluyor. Resmen kendimizi kandırıyoruz, başka birşey değil.



Yeni doğan bebeklerin vaftiz edildiği çeşme.





Bir çok dizi ve filme ev sahipliği yapan Mardin Konuk Evinin cumbasından şehre bakış.





LinkWithin

Related Posts with Thumbnails