İstanbulda hala doğru düzgün güneş yüzü göremedik. Olsun biz yine de gözlüksüz çıkmıyoruz:)
Deniz şortumuzu da giydik, tatil için prova yapıyoruz! O kadar bunaldık ki İstanbul'un kasvetli havasından ve koşturmacasından ne yapacağımızı şaşırdık!
Bu sabah yine ben evden çıkmadan uyandı kuzum. Biliyorum tam çıkış aşamasında yine bir gerginlik olacak! Sabah sabah aç karnına önce sakız istedi, ama kutusuyla olacakmış. Sırf gönlü olsun diye çıkardım verdim. Akabinde sürpriz yumurta, ki evde hiç kalmamış, hani olsa onu da vereceğim. Çünkü bacağıma yapışmış bir şekilde hangi odaya gidersem peşimde, surat bir mahsun keza bakışlar da öyle. Önlenemez sona doru ilerlediğimizin o da farkında. Birkaç dakika içinde anne evden çıkacak!
Diz çöktüm ve anlatmaya başladım.
'Sürpriz yumurta için para kazanmam lazım ve bunun için de işe gitmeliyim. Siz de bana yasemin teyzenle beraber bir sürpriz yapmak ister misin, belki krep yapabilirsiniz!' Sesim elimde olmadan çatallaşıyor, her ne kadar dik durmaya çalışsam da keder bütün omuzlarıma çöküyor. Sarılıp öpüyorum falan. Kapıdan çıkarken beni en derinden çarpan yıkıcı cümle geliyor!
-iyi günler anneciiimm!
Kuzum bu kadar olgun olmak zorunda mısın? Benim yapamadığım tavrı sırf ben üzülmeyeyim diye bana sergileyerek kalbimin en derinine sapladın o oku.
Hala son sahne gözümün önünde, yasemin teyzesinin elini tutmuş ve beni kapıdan uğurluyor:((
Tüm gün kuaför makyaj. Evde kıyafetler giyinilmiş, tam çıkmak üzere iken anne sorar;
-Heyecanlı mısın İpek?
-Saçmalama anne, ilk defa mı sahneye çıkıyorum!
Sanırsın assolist, her gece günayda sahne alıyor:) Bu zamane çocukları her seferinde şaşırtıyor beni! Bu nasıl bir özgüvendir yaa, İpekcim bunun formülünü Deniz'e de öğretir misin lütfen ve bana da..
İlk defa mı demesi de, sene ortası bir defa şiir okumasından kaynaklanıyor!
Bezi bıraktık ve her çocuk gibi biraz kabızlık şikayetimiz oldu. Bizimki pek rahatsız, içinde bulunduğu durumu da tam olarak bilemiyor ve bana derdini anlatmaya çalışıyor,