16 Haziran 2011 Perşembe

yine bir avm krizi

Cumartesi biraz alışveriş yapalım dedim. Planım Deniz'i sihirli ellere bırakmak ,     1-1.5 saat kendi başıma dolaşmaktı. Yarım saatin sonunda Deniz'in çişi gelmiş diye aradıklarından vitrin vitrin dolanmayı bırakıp, mecbur döndüm aldım. Sonrasında bir daha da içeri sokamadım. Napalım beraber dolaşacağız artık diyerek, taktım koluma! 10 dk içinde mızıklanmaya başlayınca bir kahve molası verelim dedik. Bir alışveriş merkezinde tek ortak noktamızın şimdilik bu olduğunu da anlamış bulundum. Çocuklar için hazırlanmış chochoberry'e bayıldı. Bir yudum aldıktan sonra ilk yorumu;
-anne, çoook güzelmiş!
oldu ve bir solukta içti. Ben de kahvemi keyifle yudumladım! Akabinde birkaç mağazaya daha girdik, tabi girdiğim yerden hemen çıkamıyorum. Deniz de tozutmaya başladı, ayakkabı mağazasında yerden ayaklı olan o küçük aynaların önüne boylu boyunca uzanmış kendini seyrederken buldum ki kaldırmanın mümkünü yok. Bir diğer mağazada yine kendini yerlere atınca tamam artık dedim, iki parça birşey almak bana haram!
Sırf alışveriş yapacağım diye, çocuğumu haftasonu evde bırakmaya vicdanım el vermiyor. Karşılacağım sonu da bile bile götürüyorum her seferinde!

15 Haziran 2011 Çarşamba

tatil başlasın artık!

İstanbulda hala doğru düzgün güneş yüzü göremedik. Olsun biz yine de gözlüksüz çıkmıyoruz:)

Deniz şortumuzu da giydik, tatil için prova yapıyoruz! O kadar bunaldık ki İstanbul'un kasvetli havasından ve koşturmacasından ne yapacağımızı şaşırdık!

14 Haziran 2011 Salı

büyümüş de küçülmüş


Bu sabah yine ben evden çıkmadan uyandı kuzum. Biliyorum tam çıkış aşamasında yine bir gerginlik olacak! Sabah sabah aç karnına önce sakız istedi, ama kutusuyla olacakmış. Sırf gönlü olsun diye çıkardım verdim. Akabinde sürpriz yumurta, ki evde hiç kalmamış, hani olsa onu da vereceğim. Çünkü bacağıma yapışmış bir şekilde hangi odaya gidersem peşimde, surat bir mahsun keza bakışlar da öyle. Önlenemez sona doru ilerlediğimizin o da farkında. Birkaç dakika içinde anne evden çıkacak!
Diz çöktüm ve anlatmaya başladım.
'Sürpriz yumurta için para kazanmam lazım ve bunun için de işe gitmeliyim. Siz de bana yasemin teyzenle beraber bir sürpriz yapmak ister misin, belki krep yapabilirsiniz!' Sesim elimde olmadan çatallaşıyor, her ne kadar dik durmaya çalışsam da keder bütün omuzlarıma çöküyor. Sarılıp öpüyorum falan. Kapıdan çıkarken beni en derinden çarpan yıkıcı cümle geliyor!
-iyi günler anneciiimm!
Kuzum bu kadar olgun olmak zorunda mısın? Benim yapamadığım tavrı sırf ben üzülmeyeyim diye bana sergileyerek kalbimin en derinine sapladın o oku.
Hala son sahne gözümün önünde, yasemin teyzesinin elini tutmuş ve beni kapıdan uğurluyor:((

8 Haziran 2011 Çarşamba

özgüvenin böylesi

 İpoşumun ana sınıfı sene sonu gösterisi
 Tüm gün kuaför makyaj. Evde kıyafetler giyinilmiş, tam çıkmak üzere iken anne sorar;
-Heyecanlı mısın İpek?
-Saçmalama anne, ilk defa mı sahneye çıkıyorum!
Sanırsın assolist, her gece günayda sahne alıyor:) Bu zamane çocukları her seferinde şaşırtıyor beni! Bu nasıl bir özgüvendir yaa, İpekcim bunun formülünü Deniz'e de öğretir misin lütfen ve bana da..
İlk defa mı demesi de, sene ortası bir defa şiir okumasından kaynaklanıyor!

7 Haziran 2011 Salı

ocakbaşı

Mangalbaşı deyince iştahımızın sınırları yok maşaallah.
Alparslan, tam senin adamın, çekirdekten yetişiyor!
Mangalı yak, geliyoruz:)

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails