Hayırlı uğurlu olsun, ikinci sürüngenimizi de almış bulunuyoruz. Oyuncakçıda, sepetin yanında durmuş, herbirini tek tek dokunarak inceliyor, seçtiklerini, 'bunu da alalım, bunu da ' diyerek kendi kendine konuşuyor. Aslında bana duyuruyor:) 'Hayır Deniz, sadece bir tane oyuncak alabiliriz' diyorum, çünkü zaten takla atan treni seçmişti.
Önce şöyle masum bir bakış atarak, sonra da 'öpsem, bir de kucaklasam alır mısınnn?' Ben şoktayım tabi, şimdiden rüşvet vermeyi nasıl akıl edebiliyorsun diye, diğer taraftan da sıkıca mıncıklayıp öpmek geliyor içimden.
Neyse o zaman treni bıraktık, sürüngeni aldık, orta noktada buluştuk!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder