4 Şubat 2010 Perşembe

yaramaz dennis


Bakar mısınız salonumuzun haline, bu çocuk ne kadar uslu ne kadar efendi diyenlere duyurulur:))
Sessiz sakin yapacağını yine yapıyor, bu sırada hele bir engel olmaya kalkın, çığlıklarıyla da apartmanı ayağa kaldırıyor sıpa.

2 Şubat 2010 Salı




Banyo yapmaktan hiç hoşlanmayan Deniz bey, belki imrenir diye Hamza'nın banyo sefasına seyre gidelim dedik. Ama ne fayda , sadece uzaktan seyrettik, hatta bir ara beni de mi yıkayacaksınız diye kaçmaya kalktı:)
Sonuç sıfır, artık öyle ya da böyle bu akşam yıkanmamız lazım.

30 Ocak 2010 Cumartesi

Dün akşam yine sancımız tuttu, ağlama nöbetine girdi yavrum, elim kolum bağlı, ne yaptıysam boş, susmuyor, dinmiyor gözyaşları. Kucakladığım gibi doğru arabaya, acile gidiyorum artık ne yapayım. Hastahanenin kapısına geldik ,bir de bakarım bizimki uyuyor mışıl mışıl. Eee napayım gecenin o saatinde başladım yollarda direksiyon sallamaya, boş boş geziyorum, yeter ki uyusun da acı çekmesin kuzum, florya-bakırköy-silivrikapı-topkapı dolaştık durduk, işe yaradı ama:))

Kuzumun azı dişleri çıkarken canını o kadar acıtıyor ki, gözü çikolatayı bile görmedi,

derdi dişlerini kaşımak, gerisi boş.

çikolata ağrılarımızı dindirir mi bilemiyorum, her şeyi deniyorum


Azı dişlerimiz çıkıyor, üzerine bir de grip olduk mu.
Bu hafta sabahlara kadar ağladı kuzum, tabi ben de:(
Böyle tecrübe etmek istemezdim ama çaresiz kalmak neymiş asıl şimdi anladım.
Anneliğin yaşattığı mutluluğun da acının da bu kadar uç noktalarda gezmesi ne kadar enteresan değil mi..

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails