Pazar günü 3 arkadaş, 3 miniğimiz ile buluşalım dedik. İki çift laf eder, havamız değişir diye düşünmüştük. Ama bunun için bile daha zamana ihtiyacımız olduğunu gördük. Deniz sağ tarafa koştururken peşinde ben, Emir sola doğru ilerlerken arkasında Nevin, ortada ise açık havanın iştahını açtığı Aylin'i bir türlü doyuramayan Saliha. Sanki özellikle plan yapmamışız da, sahilde yürürken tesadüfen karşılaşmışızcasına ayak üstü hal hatır sorabildik o kadar:))
Sıpaların üçünü bir arada fotoğraf karesine bile sığdıramadım!
Haa bir de eklemeden geçemeyeceğim. Çocuk sahibi olmadan önce sinir olduğum çocuk tipidir, dışarıda her gördüğünü isteyerek ebeveynlerini zora sokan minikler. Deniz de tam olarak aynısını ilk defa bana yaşatmış oldu.
-Annnee, dondurmaaa!
Dondurmasından bir defa bile yalamadan, kenara bırakarak balonlara doğru koşan bir tip.
-Annee, balon!
Sonra yanıma gelerek sakız isteyen, su isteyen.
Kendi arabamızın suyu çıkmışcasına, orada ücretli olan diğer arabalara binmek isteyen zıpır.
-ama Deniz, paramız yokk.
-o zaman parasız binelim!
Sonra diğer masalardaki kesme şeker kaselerini tek tek masamıza toplayan haylaz. En kaliteli şekerlerden bile daha kıymetli onun gözünde:)
O cesareti nereden bulduysa kendini birden deniz kenarındaki kayalıkların üstüne atan, can havliyle yakaladığımda ise elini dahi tutturmayan denizlerin kahramanı.
Düz çayırlarda koşup oynamak varken, nerede engebeli yamaç varsa tırmanan, tüm otları eli ile yolan, sonra bir çubuk bulmam lazım diyerek boyundan büyük kesilmiş ağaç dallarını peşinden sürükleyen ve beni de o arazilerde esir eden orman adamı.
Bahçe içindeki sulama kanallarının kapaklarını açmak için uğraşan, arabası ile nerede su birikintisi varsa dönüp dönüp içinden geçen rallici.
Veee akşam saat 8de sırtını dönüp uyuyakalan sıpa, yorgunluktan ve belinin ağrısından yatan ama bir türlü uyuyamayan ben:)





