20 Mart 2013 Çarşamba

Mor Gabriel Manastırı/Mardin


Süryani Kilisesinin Kudüsten sonra en önemli 2. dini merkezlerinden biri olan Mor Gabriel Manastırı.

Daha bahçesinden içeri adım atar atmaz bakımı, temizliği ve yeşilliği ile çölün ortasında cennete düşmüş gibi hissettiren bir havası var.
5. ve 6. yüzyıldan kalma bu eserler , güya teknoloji-milenyum, hiper siber  çağında olduğumuz söylenen günümüzde 60-70 yılda ekonomik ömrünü tamamlamıştır deyip kentsel dönüşüm ayağına yıkıp yenilediğimiz binaları gördükçe utanç duymama sebep oluyor. Resmen kendimizi kandırıyoruz, başka birşey değil.



Yeni doğan bebeklerin vaftiz edildiği çeşme.





Bir çok dizi ve filme ev sahipliği yapan Mardin Konuk Evinin cumbasından şehre bakış.





19 Mart 2013 Salı

Dara Antik Kenti

 Mezopotamyanın önemli yerleşkelerinden biri olan kentin tam olarak ne zaman kurulduğu hala kesinlik kazanmamış.
 Mardin'in güneydoğusunda İpek Yolu üzerinde bulunan yerleşkede dünyanın ilk su barajı kalıntılarına rastlanmış.
 Günümüze kadar kalan kalıntılar arasında, kilise, su kanalları, köprü ve sivil yerleşim binaları bulunmaktadır.




 Kent ziyareti sonrası bakır bakraçlarda ayran molası!
Ayy bi rahat bırakın oğlumu yaa:)
Gelen öpüyor, giden makas alıyor, yakışıklı olmak da başa bela bi durum yani:))

Grubun tek erkek üyesi olunca haliyle tüm bakışları da topluyoruz.

18 Mart 2013 Pazartesi

Deyrulzafaran Manastırı

İsa'dan sonra 5. yy'a ait Deyrulzafaran Manastırı, muhteşem bir mimariye sahip. Dönemin mimar ve mühendislerine bir kez daha şapka çıkartıyorum.
Süryanilerin dini ve tarihi değerleri arasında dünya çapında eşsiz bir abide.
 

 
İsmini o dönemlerde etrafında yetişen zafaran (safran) bitkisinden alan Manastırda dini eğitim hala devam ediyor. Öğrenci ve öğretmenleri ile beraber 50-60 civarında insan burada yaşıyor.


Yazdan kalma nasıl güzel bir havaya denk geldik anlatamam. Ziyaret öncesi terasta kahve molası alırken:)








 

Urfa'dan merhaba

 Geçen hafta tadı damağımızda kalan Urfa-Mardin turuna katıldık kuzuyla, havaalanından başladı bizim şipşakçı herşeyi kadrajına almaya.. 3 gün 3 gece süren gezi boyunca makinayı elime alamadım desem yalan olmaz hani. 50 kişilik bayan grubununun tek erkek ve en küçük üyesi olan kuzum, değme yetişkinlere taş çıkartarak girmedik mağara ,tırmanmadık merdiven bırakmadı valla. Ruhunda var gezginlik bu çocuğun, anası kılıklı:)
 Balıklı Göl&Deniz'in Oltasına Takılanlar:)
 Burada da balıklara verdiği 3 torba yemden sonra 4. ye parası çıkışır mı, onu hesaplıyor sanırım:)



 Bu takımlarda türk kahvesi içmenin keyfi kesinlikle bir başka oluyor.. Kendi cezvesi ile közde pişirmek kaydıyla..
Hz. İbrahim'in doğduğu, Hz. Eyüp'ün çile çektiği mağaraları gezip şifalı sularımızı içtikten sonra sıra geldi sıra gecesine:) Urfaya kadar gidip de sıra gecesine katılmamak olur mu! Yıldız Sarayındaki organizasyonun girişinde ayakkabılarımızı çıkarmamızı ve yer sofrasına oturmamızı önce garipseyen Deniz ortama kolay adapte oldu:) Hele alabildiğine koşturabileceği koca meydanı görünce çıldırdı. Buranın ismi de 'ayakkabıların çıkarıldığı restoran' olarak kaldı.
 Yıldız Sarayı
 Veee mırra, double espresso tadında, ben bayıldım!
Yolu düşenlerin ,özellikle de kahve tutkunlarının mutlaka denemesi gereken bir tat diye düşünüyorum.


 Urfa sokakları
 Haleplibahçe Açıkhava Müzesi





LinkWithin

Related Posts with Thumbnails