Minik kuşum sezonun ilk virüsünü kaptı. Sabah hapşırıkla başlayan sinsi şey akşam üzeri resmen kendini belli etti ve gece gözümüzü kırpmadık. İlaç, ıhlamur, bal, burun spreyi, buhar banyosu yapmadığımız kalmadı ama hastalık normal seyrinden ödün vermedi. Tek iyi tarafı ateş olmaması. 1 günde rengi soldu, halsizleşti. Kalan son damla enerjisini de hala oyuna veriyor.
Bu sabah benimle beraber uyandı.
Ben, 'eyvaaah , şimdi hastalığın nazı ile ağlatmadan nasıl işe gideceğim' diye düşünürken minik adam o kadar anlayışlı davrandı ki, yine ağzım açık kalakaldım.
Büyük bir olgunlukla
-anne, işe giiit
dedi ve çizgi filmi seyredaldı. Öyle ki koltuğundan bile kalkmadı.
Şimdi bu duruma sevinsem mi, üzülsem mi bilemedim. Kafam karmakarışık düştüm yine yola..
Sonra şu sonuca vardım ki, olay benim kadınsal bakışımdan kaynaklanıyor. Ömrümüz ne demek istedi, ne düşünüyor, ne hissediyorları çözmekle geçiyor. Halbuki o da bir erkek sonuçta. Ne düşünmüş olabilir ki,
-anne işe gitmeli ve gitti,
hepsi bu işte:))

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder