İlk sinema tecrübemiz için o kadar heyecanlıyım ki... Planlar yapıyorum, önceki haftalarda gösterime giren Şirinler'i eliyorum, ' yok, Deniz şirinleri sevmiyor, ilgi duyduğu bir konu olsun diyorum, bu haftayı bekliyorum. Acaba hangi gün ,hangi saatte gitsek diye sorguluyorum, malum salonda biraz çocuk olursa daha hoşuna gider ' diyorum da diyorum....
Seçtiğim sinema sanki tamamen çocuklar için dizayn edilmiş. Koridordaki bekleme koltukları rengarenk araba koltuklarıyla donatılmış ve her birinin arasında çizgi film karakterlerinin birebir kendisi, gufi, donald duck, örümcek adam, superman. Sinema salonunun içine giriyorsun tüm koltuklar ikili ve tekli araba koltuğu şeklinde. Kimisi büyükler için siyah deriden, kimisi çocuklar için rengarenk.
Neyse efendim gözlüklerimizi de alarak girdik içeri. Numaralı koltuğumuz olmasına rağmen hangi koltuğa oturacağımıza karar veremedik. Birkaç denemeden sonra klasik model kırmızı beyaz çizgili bir araba koltuğu seçtik. İlk dikkatini çekenlerden biri projektör makinası oldu. Anne o ne işe yarıyor, nerden çalışıyor, kim çalıştırıyor yedi beni:))
En nihayetinde fragmanlar başladı, taktık gözlüklerimizi. Yüksek sese karşı duyarlı olduğunu bildiğimden, kucağıma aldım ve ellerini sıkıca tuttum. Her ses çıkışında minicik yüreği hopladı durdu. Şimşek mcqueen ekranda görününce bayıldı, dikkatlice seyretmeye başladı ama 10 dk falan sürdü. Sonra tekrar döndü, salonu incelemeye. Ekran, projektör, nerden geldi, niye ışıklar kapandı derken gözlükle de rahat edemedi, çıkardı, benimkini aldı, sonra onu da bıraktı. Koltukların arasında dolaşmaya ,diğerlerini denemeye koyuldu tek tek. Susadım dedi, eve gidelim dedi ve 45. dk çıkmak zorunda kaldık:)
Ama ben onun derdini biliyorum, oyuncakçıya girmek. Tır almak için 3 gündür başımın etini yiyordu zaten:)
Neyse kitapevinde anlaştık ve girdik İnkılap'a. Biraz kitap okuduk, biraz bakındık ve sonunda şimşek mcqueen yapbozları ile çıkarak evin yolunu tuttuk.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder