peri kızı
Hayatın kaplumbağa hızında aktığı Cundaya yakışır bir mayo!
Nilüfer ile kafamıza koyduk, sık sık tabelalarda gördüğümüz cunda böreğinden yiyeceğiz. Biz kararlıyız ya, gitttiğimiz mekan ya akşam 8'de açıyoruz diyor, açık olanda da börek yok! Sonra sokak arasında iki bayanın işlettiği ,kendi çocuklarının da avluda oynadığı 3 masalı ,küçücük bahçesi olan, ürünlerin tamamen ev yapımı olduğu çok şirin bir yer bulduk. Meyve şurubumuzu da içtik, anne köftesi gibi leziz köfteleri de yedik. Üzerine iki orta kahve ne güzel gitti bilemezsiniz.
-Deniz,sen ne balığısın?
-Süs balığı
-Peki Nilüfer teyze?
-Temizleyici balık!
Yüzme işini de kolluk eşliğinde çözmüş bulunuyoruz. Daha ilk günden, ben sürekli koltuk altından tutarak aman yorulmasın diye destek olmaya çalışırken, beyefendi 'bırak beniii, ben kendim yüzcem' demeye başladı. Bir iki derken baktım, açıklarda benimle beraber gayet iyi yüzüyor, oynuyor ve asla yoruldum da demiyor. Artık 3. günden sonra İpekle beraber denize girmeye başladılar. Elele kıyıya kadar koşarak, arka arkaya denizin içinde yürüyerek ilerlemelerini, boylarını aşan yerden itibaren yüzmeye başlamalarını, onların o kendine olan güvenini seyretmek acayip bir duyguydu. Büyük bir endişe ile uzaktan seyredip, hemen arkalarından çaktırmadan koşuyorum tabi. En büyük amacımız ise İpek gibi dalabilmek. Sersem tavuk, ağzını kapattığında, burnundan nefes alıyor ve tüm deniz suyu genzine kaçıyor. Herşeye rağmen vazgeçmek yok! İstanbula gelince bana küveti doldurttu, amacını sonradan anladım, sıpa dalma çalışması yapıyor. 'Anneee, bak, İpek gibi dalıyorum' bir dahaki yaza kadar bunu da çözeceğine eminim!





4 yorum:
oy totişini yesinler onun!!
memnuniyetle tadına bakarım senin için:)
bana ne balığı der acaba anne balık:) temizleyici ve süs en büyük huyum ama onların sahibi çıkmış:P
sorsak, emin ol cevabı hazırdır:)
Yorum Gönder