
26 Ağustos 2010 Perşembe
yine tatile çıkıyoruz

24 Ağustos 2010 Salı
hafta sonundan...

Ayrıca babaannenin evinde keşfedilecek detay çok. Küçük küçük objeler, boncuklar, süsler.
Sonra bir de karşı komşumuzun oğulları var, Onur ve Ortunç. Her ne kadar 25 yaş civarı olsalar da bizimki onları da arkadaşı olarak görüyor. Ortunç'un playstation'ı, Günay amcanın minik araba kolleksiyonu bizi oraya çeken başlıca unsurlar.
Sonra halamız.. Halaya tapıyoruz, sarılıyor kucaklıyor, başını halasının göğsünden kaldırmıyor. Öyle kedi gibi sevilmek, okşanmak mest olduğumuz şeyler zaten. Sonra güreş saatimiz başlıyor. Yerde beraber yuvarlanmaya, sırtına çıkıp halasını düşürmeye bayılıyor.
Duyar gibiyim, bu arada sen ne yapıyorsun dediğinizi. Yatıyorum, uzanıyorum, bol bol kitap okuyorum.
20 Ağustos 2010 Cuma
parmak boya


İstanbul'un bunaltan havaları ile beraber artık sokağa, parka çıkamaz olduk. Evde vakit geçirmek de oldukça sıkıcı olabiliyor bir süreden sonra. Sürekli yeni birşeyler üretmek lazım, öyle ki bu küçük canavarı memnun etmek hayli zor. Biz de parmak boyayı deneyelim dedik. İyi hoş eserler çıkardık ama uzun süreli bir uğraş olmadı bizim için. Titiz beyefendi rahatsız oldu bir süre sonra, gidip hemen yıkamak istedi ellerini. Aklı yine banyoda, suda!..
18 Ağustos 2010 Çarşamba
şok şok şok!!!
4 Ağustos 2010 Çarşamba
yapış yapış

Deniz ve ben, şu sıralar yapışık ikiz gibiyiz. Sürekli kucağımda, dizimde.. Öpüyor, sarılıyor, iki eli ile yanaklarımı sıkarken yüzündeki gülümseme ile kendini de sıkıyor. Bu onun sevgi gösterisi.
Aynı evin içinde yan odaya geçsem, hemen peşimden gür bir sesle, bastırarak annneeeee diye bağırmaya başlıyor, taa ki gelene dek. Olmadı koşarak hemen yanımda bitiveriyor.
Salonda baby tv seyrederken kucağımda, balkonda bilgisayardayken kucağımda, yerde yuvarlanırken sırtımda, mutfakta yemek yaparken bacağımda asılı.
Sabrımı taşırdığı noktalarda, sesimi yükseltip kızdığımda kaçacağına tam tersi koşarak kucağıma atlayıp boynuma sarılıyor. Gel de kız şimdi çocuğa. Hatta bunu bilerek yaptığını bile düşünüyorum:))
Bu sabah tam evden çıkacağım, yine kahkahalarla boynuma sarılıyor, beni kendine çekiyor. 'Annem işe gitmem gerekiyor' dedikçe kollarında sıkıyor, şebeklik yapıyor.
Kuzum yaa, hep böyle kalsan olmaz mı.
Büyüyüp ergen olduğunda 2 km ötemden geçme sakın, dayanamam. Olmadı köşelerde sıkıştırıp zorla öperim ben de, napiiim:))